17/5/2009 ·

tanıdığım renkler acındı



1.

korkuyorum bir dili ısırmaktan
bir göze düşmekten şıra

tatlıyı sevmedim hiç burmadım ağzı bir kere
düşlerin çıkınında

bocaladım kendime..üstüm başım aşk tozu
ay ne gezer bu karanlıkta

şaşırdı doğrusu çektiğin bıçak
hangi kınımdandı..hangi canımdan


2.

varmış yüzüme ertelediğin
bir acımak
saç diplerinde tarandığın boşluk

törpülerdi hayatı durmadan
tenime
sırf bu yüzden sana koşarım
içimdeki çocuğu tekmeleyerek

öptürürdüm zorla
dudağında kalmış bir çiyi
ve bir sabah uyanırken
tek kişilik
bir oyun dili

yüzüme ertelediğin replik;varmış

bana kahve hazırlayan
vurduğum çocuk
her gün kıydı kendini

sırf bu yüzden nikahlıyım acıya




Hüseyin Bozkurt

Yorum (yok) Yorum yaz!

18/3/2009 ·

sorular

 

geceyi kanıma sürdüm
kibrimin paltosunda
ölmeliyim az önce

kalsın oyuncaklar

ve sonra sorular
ayak bağından kurtulmuş pantolon
bir kaç gün kırışmış benimle
mor düğmeli gömlek

ayaklarımda taşıdığım onca su
yorgunluk istemeyen
kuyular çekiyor

terimden kurtulamıyorum
ruhum ıpıslak dümenler çeviriyor
mumdan eşedim kendime ışık

ah duvarlar dört bir yandan
cebimi şişiriyor
kaçıp kurtulmak yok geceden
nereye bastıysam ayak izlerim
bir adım önde gidiyor

düşmüyor yanağıma
bir damla lepiskadan
saçları ördüğüm dünya

ve sorular dipsiz kuyu
çektikçe kan irin nefret
anlamı kaybolmuş boşluk
durmadan etimi çiğniyor

çıkabilmek için kuyudan
ser verip sır vermiyor

geceyi sürmeliyim
oksitli düşler kanamalı
bir çocuk yırtıyor içimi

bağır bağır bağırıyorum
çağırıyorum
sivrilen yüzünde çilleri sayıyorum durmadan
sorular sorular sorular

Hüseyin Bozkurt

Yorum (yok) Yorum yaz!

4/3/2009 ·

del del deliriyorum

maviyi sevişen geceyle
karışık bir düş ısmarladım
tanrı çıktı sakalımın ucundan

kirliydi..beterdi
resmi gölgeme  düşen zevat

keskes kesiyorum kanımı durmadan
içsin diye pencereye
ilişen rüzgâr

çek çek çekiyorum durmadan
kovalarca okyanusu
yüzsün diye karıncalar

aklıma şaşar öyle bilirim
niçin burdaysam
toprağın suçu ne

del del deliriyorum
bir yumak zevk için
atlı karınca
yollar saklı bir cennetin uslu çocuğu
çıkmaz verilmiştir adresi
ararken yerde günahı

tep tep tepiniyorum
bir saman yığını
kalbimin kışı
daracıkta

sev sev sevişiyorum
kendi kanımdan hürriyeti

bir korku filmi yaratmıştı..kim ki dilini sevişen dilber
bir elinde aynası dünyanın
eril değildi
gözleri büyüyen
açıldıkça makas
yolları değiştiren

buluştu gövdesinde tanrı
bir tohumken
kanı donan elbisenin

mavi sevişen geceye morluğu kaldı
nar dağıldı eteğinden

ha..çocuklar peşinde
toplarken sevinci damağında
ak süte keserken acı

sıktı çenemi sustu ağzımı bir daha
yenilgiyi seçen tanrı


Hüseyin Bozkurt



Yorum (1) Yorum yaz!

1/7/2008 ·

bana fa diyebilirsiniz artık














sakın söz açmayın yaralarımdan

derin işleyen makas ağzında körelir tüm benliğim


katılabilirsiniz..ya da peyder pey gülebilirsiniz

ya da ağzınız açık gömülebilirsiniz

katıla gülmekten mor düşmüş kıtanıza

bir sivil manga dikebilirsiniz yırtık cümlenizi


sakın söz açmayın yaralarımdan..unutulmaya yüz tutmuş

bir kabuk kadar sağır

bir taş kadar delik

suların sesinde


sakın dokunmayın santiri tatmin halindeyken

elbiseleriniz kısalır..organik tarıma elverişli göğsünüzden


ilaç kadar uykuluyum uzun bir ömür yatmaya

melonik tavırlar sürdü ayaklarım..mensiz nereye

bir hüzün taşırken peşimde düşler

ölür bin demeye sırtımda katre zehir


büyüye bulandım

büyüye kanacak kadar yaşlıyım

otur şu serinliğin başında kanayan bir pınar gibi

suyun karasından içsin güzelliğin


dokunup geçersen hislerimin saçından

bir farisi ayaklarıma kum giden rüzgâr

sahaflarda tüneklemiş katırlar kadar doluyum şimdi

atın özgürlüğünü düşürmüş eşekler ordusu


darılıp gitme demeyeceğim..dargınlıkların sivri ucuyla kanmışım ben

beyaz sarkan organik bahçeleri

adımı gizleyen bahçevan sözleridir


hangi tarz giyinmişse o ilk çığılığı efendinin

sokul kuyruklarına kükreyen bir düş gibi

parçala içindeki gemileri


sana bir deniz sürmedim

sana bir okyanus bilmedim yunuslar ağzında


yufka yüreğime sır olur dökülürsün belki

bir kaç satır arasında kaybolmuş ahvalimin

yabancı misafir kadar sergilisin ürkekliğe

yatıya hazır değilsin belki

..dünden kalan bahtiyar heyeti


çalsın gün sazının telinde ayarsız sözcükler..


kırdığı dalın akışında


gün ola beri gele aymazlığıma üşüşmüş kırlangıçlar

gidişim sessizliğin efendisi


ekildiğim ıstırap hevengleri

melankolyadan akademyaya bir takım bilinç taslayan tohumlar

kırağı çalan rengime manidar düsturlar


yaralara dokunmayın her dem yüzünüz

bir çığırtı fe mekanlığın..ayık ustalar betonunda sıyrılmış dilenç.

feminen gülüşler ardına koymayın acılarım


bana fa diyebilirisiniz artık..içimi boşaltan salkım gözlerinizle



Hüseyin Bozkurt

Yorum (3) Yorum yaz!

1/7/2008 ·

yalandan ölmüşlüğün vardır..cesedimi taşırken









hiç bir taş yerinde durmaz..hiç bir aşk gerçeği değil düştüğü yerin


yalan sözler güftesiyken

kuş sesi katmışsın aramıza

öyle saf bakışlar yiten zamanın

öyle dal budaklanmış baharların


imzasına kalmış hayal boşluğun

beyaz sesin

hiç kara gün yazmamış meseller

anlatmışsın kendinden

çiğnediğin ruhuma


yakalamıştım ipincecik dilini..yalanından öpmüştüm

hiç yalan kalmadım sevdiklerimden ..bir aşağı


bir yukarı çıkarken

unuttuğum mendil gözlerin sebilidir


her insan azbuçuk..yarı ağandır sevdiklerine

yarı dolmuş niyetinde gidişler

taş yerinde durmaz..kalp yerinde ağır bir soluk taşır gül yangınları

bir aşk böceği düşer gecenin ortasına..

ışık değil kesilen

gözlerin yalan biçimi asetik edilen

bir gövdenin yandığıdır


kuş sesleri koymuşssun aramıza..daha bir gerçek durur perşembeler

daha bir duru geçer geceler


hatırlamak eyleme karışmak kadar suçtur

hiç anlamıydın düşerken beni

bilmedin yangınlardayken diri diri söndüğümü

dallarda ötüşen sesi


hiç bir kaş yerinde göz çizmez..göz sadece uslu sudur sınıfın

kalabalık meclisler salonunun baş köşesinde

ayak kurular tahta kaşıkları kemirirken kurt


hep bir yalanın imgesiydin..yalanım olsun ki gerçek bilmedim

bir yolculuk anına yırttım defterimden

bir kaç isimle birlikte hünerini


zaman desteyken ellerim ağırdır

taş kadar kalp gütmedim kuş sesleri verirken


şiirler geçtim durmadan yalanından

evren tanıktır..bir gözü oyarcasına sözcük çıkınından

saçılırken yıldızlar

karanfil giden dostun hatrına..bir yalan uğurladı ardında ellerim


beni yalanından sıyıran hiç bir melek bulamaz

bir düş kedisi bile yokken ..tırnaklarım

eşelek toprağın biçim verdiği yontuydu


sapkınlık geçiren bir ayın ardında zil takmalıydım ..güle güle sevişlere

artık yalansız bir geceyi sevebilirim artık..


çürüdüm mü ne

yalansız hiç bir çeyrek yükselmez borsamda




Hüseyin Bozkurt

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::